BİR HAPİSHANE DUVARI

Aslında her şey gecedir
Sonra nur düşer üstüne
Bir tek Leyla
Bir de gözümün bebeği
Meçhul bir yol uğrar gönlüme
Kafile kafile iner ve kaybolur
Alev telaşına öykünen
Nurdan kar taneleri
Tutabildiğim, benzersiz bir ahdır
Merhametsiz zamanın hediyesi
Oysa heybetli sözlerim vardı
Yeryüzünü titretecek
Şeytanları zapt edecek
Ölmesin diye üzerine örttüğüm
Cehennemlik çocukların.
Gücün yeter mi Leyla
Bu kilitli kapıyı kapatmaya
Kalem tutan elimi kesmek istiyor
Yolumu kesmekte mahir
Yüz bin çocuklu eşkiya
Ecel şarabını içmişim
Sarhoşum yüz bin senedir
Sen değilsen cennetin bekçisi
Bu tutuklanışım nedendir
Ey zamandan da merhametsiz
Ey gece gözlü
Ey Leyla
Kurutma Tuba dalımı
Gel çığ düşsün dilimden
Eğdirme eğilmez başımı
Şu taşkesen bıçağını vur boynuma
Bakışlarımdaki ilme bakma
Ben yüz bin yıldır uyumuşum
Bu kanlı gözlerime durmayı öğret
Senin olsun İsmail’im Yusuf’um
Adın gibi
Sen olayım senden öte
Cürretimi gördüysen anla
Öyle çaresizim
Bilmiyorum nasıl yürünür yolda
Öyle zalim öyle cahil
Heybemde yalınkılıç cinnetlerim
Ettiğim yeminler sırtımda
Ey göklerin sırrını saklayan
Hangi rüyada takılı kaldın
Bütün rüyaları hayra yormak gibi
Zehirli bir hünerim varken
Ahirimi kimlere anlattın
Aslında her şey gece olur
Sonra ateş düşer üstne
Bir tek Leyla
Bir de öldürdüğüm çocuklar
Gel sur üfle sarhoş ömrüme
Dirilsin
Dirilsin idamlık
Merhametli kaçaklar.