Bir çöl mü bu yürüdüğüm telaşlı toprak
Kaybolmuş kervanların
Çaresiz eyvahlarını duyuyorum
Ne fayda yürümek var bana
Saat kumları dolarken gözümden içeri
Serin bir mezar arıyorum
Yol bilmez çıplak ayaklarıma
Hangi kapıya vardıysam virenedir
Tüfeklerimi asıyorum
Terk edilmiş köylerin
Kurumuş ağaçlarına
Yuvaları bozulmuş ölü turnaların
Eylendiği sular zehirlidir
İçiyorum sevdiğim
İçiyorum bir yudum daha
Bozuluyor bağlarım
Çalıyorum düzeni bozuk sazımı
Bozuluyor düzenim
Ben başka lisan bilmem
Sana da ne diyeyim
Bozguna uğramış kelimeler
Kırılmış kalemim
Sırtımda şair abası
Yüzümde dilenci bakışları
Yalanı da en iyi ben bilirim
Yetmiyor işte
Yetmiyor sevdiğim
Sonu yok bu yolun
Ben hala yürmekteyim
Annesiz bir çocuğun
Kanayan dizlerinde bul beni
Hancının vurduğu bir kuşun yuvasında
Ağı bozulmuş örümceğin mağarasında
Aklımda kilitli kapılar var
Fikrimde bozulmuş biatlar
Nereye adım atsam kuyu
Nereye sırtımı yaslasam çivi
Kalbimde de korku vardır
İbrahim’in ateşinde yanıyor gibi
Kavmimi de terk ettim
Ölü balıklar kapışıyor etimi
Ne fayda yürümek düştü bana
Önümde kaybolmuş kervanların izi
Ne ben gidebildim Marise
Ne de sen kaldın
Ne olur
Ne olur bul beni.
