Üşüyor, kan akmıyor gibi
Ölmeyeceksin
Bilmiyorsun ve asla bilemezsin
Ama cennete gitmek gibi değil
Ölmeyeceksin
Hani her şey bitmiş
Trenler durmakta rayların üzerinde ve gecenin karanlığında
Bu, geç kalmanın ötesindedir
Bir avuç toprağın da ötesinde
Matem değil ama matemde saklı
Hasrette ve acizlikte
İhtiyar bir ah
Kim bilir hangi tebessümün hayaleti
Can bulur kırışık çehrelerde
Hani her şey bitmiş
Bir alev düşer bir sabah
Çırpınmadan duruyor öylece nasırlı elleri
Öyle bir şey
Toprağı ağlatan bir hasat
Beli bükülmüş bir anne hüznü
Gökten beyaz ve soğuk bir taş düştü
Akbabalar süzüldü ebabil suretinde
Yalan aldı kaleleri göz göre göre
Bu bekleyen de son gemisidir Harem’in
Yol biter
Yol boş bir tabut
Yol bir itiraf
Yol bir komutanın hatırında kalan tereddüt
Yol biter ve bir alev düşer
Bir de taş bağ bozumuna
Umut sevinmekse
Güneş doğudan doğdu bu gün
Bir umut bir hurma fidanında
Sen yokken dediğim gibi
Umut mudara durur omuzlarımda
Ceplerimde atılmamış taşlar
Bir yanımda firavunlar kılıç kuşanır
Bir yanımda Musa
Yollar üzerime getirir Kızıldeniz’i
Kara bulutlar yükselir bir Ağustos sabahında
Rüyamda gördüğüm kuş konar hücremin penceresine
Zaman
Ölü bir hurma ağacı kadar zaman
Ve bu yorgun ellerim
Suyun üzerinde yürür cahil bir adam
Ötelerden bir haber getirir
Peygamberin göğsünü kesen bıçak
Belki bir de Marise’nin elleri
Yoksa kuyu
Yoksa deniz
Bildiklerimi unutup yoksa
O kadar çok şey varken sadrımda
Yoksa her şey bitmiş gibi
Kuru ağaçlar nasıl korkarsa Ağustos’tan
Umut öyle bir orman
Yemyeşil ve fakat oradadır
Gençlik de yavaştan telaşlanır
Kıymetli bir tütüne
Bir tarafta yağmur bir tarafta çöl
İnsanlık da bilir
Hep ikiye ayrılır yol
Hasret de şiirden acıdır
Toprağın kaderini kıskanırım
Ağlarım
Bu, zayi olan bir emeğin ötesindedir
Ateş değildir ama ateşte saklı
Sonra yeniden filizlenecek buğdaylar
Unutmak şifa olacak birilerine
Şeytanlara taş taşıyacak gemiler
Yollar şehirlere varacak
Kocaman büyük şehirlere
Kırlangıçlar ve leylekler
Annesine kavuşan kuzular her akşam
Kuzuların peşinden koşan çocuklar
Sonra belki hayır diyecek bir adam
Ben geldim diyecek bir başkası
Yüreği hızla çarpacak
Belki bir yeşil zeytin fer olacak gözlerine
Deniz durulacak
Toprak sevinecek
Ve beni sürecekler vatanlarından
Üşüyorum
Kan akmıyor gibi
Ölmeyeceğim
Beni de bu yangınlar ısıtmayacak
Göçük altında kalmış bir işçi gibi üşüyorum
Kalbinde elmaslar gizli bir kömür madeninde
Lakin yakamam
Sen bilmiyorsun
Ben de bilmiyorum
Her şey bitmiş gibi
Yol bozulur
Şehirler uzaklarda kalır
Umutlar ve ben yarenlik ederiz
Kıyamete kadar

