Bir sabah bir gemide uyandım
Sonra düşünmeyi öğrettiler bana
Gök ne verirse onu verir deniz
Ellerini göğe kaldır
Rüzgar da kader taşır
Sen yelkensin
Ben bir sabah bir gemide uyandım
Nereye gitsem tuz
Nereye baksam gök
Sen topraksın
Sen kürek mahkumları arasında bir kuş
Yeşili de bir tek sen bilirsin
Yanmış sesini işitirim bir kocakarının
Özlemle tütsülenmiş nağmeler getirir
Sonbahar sarısı, hasret rengi yani
Bir çocuk ağlar bir köşede
Eski küpeşteye tutunmuş sımsıkı
Delikanlılar var heyecanlı
Kahkahalı ve naralı
Yanakları pembe kızlar
Umut nedir onlara sor
Dalgalar yükselir
Gök iner yere
Hayalleri ölü baba
Bir elinde ateş var annenin
Bir elinde ab-ı hayat
Dalgalar yükselir
Çakallar ve kurtlar pusularda dolaşır
Sen kitapsın
Sen savaşın ortasındaki şiir
Cenneti de bir tek sen bilirsin
Kürekler çekilir rüzgarlar tutulur
Şeytanlardan hediye
Göğe yıldız çakılır
Uykudan dönenlere
Taze efkar verilir
Dört bir yana akar su
Dümeni tutar öfkenin elleri
Saçlarından bağlanır şuurum
Bir adam gelir koşarak
Gözlerinde şefkat
Çok eskiden verdiğim
Bir sözü hatırlatır
Seyyahların yıldızını ararım korkarak
Sen gecesin
Sen zulme baş kaldıran bir kalem
Gitmeyi de bir tek sen bilirsin
