Siyah bir nur düştü göğsüme bir gün
Ne zor şeymiş İnsan olmak
Işıksız ateşin sesi geliyor soluğuma
Ağlamak neden bu kadar zehirli
Unutmak neden korkunç
Nerede birikeyim ey zaman
Neresidir sarnıç
Kiminle gideyim
Kömür dikilirken asaletle
Derisi yüzülmüş elmasın
Gözyaşına mı kaldı sürülmek?
Yanmak kime?
Pişman olmuş bir kıyametten
Geriye ne kaldıysa
Göğsümde taşırım yaftasını
Hüzünle ve gururla
Bir zaman dediğim gibi
Kora değil küle dönüyorum
İstemem, büyümek buysa
Sinan’ın arkasından ağlayan
Yontulmamış bir taş gibiyim
Kalbimdeki cevher
Sönüyor yatağında
Oysa sen dokundukça
Bir dağ düşecekti heybemden
Emanet aklımda kalacaktı
Rabbime verdiğim sözü
Kiminle taşıyayım şimdi ben
Selviler ölürken huzurla
Katrana bulanmış kağıtların
Boynuna mı kaldı yalan?
Zindan kime?
Hatırımdan bir sis çöktü
Mahşer meydanına
Nerden adın okunsa
Oraya koşuyorum
İnsan böyle diye söylemedim ama
Her şeyine razıyım
Teselli verme
Bu benim
Gücün yetiyorsa al götür
İnan yoksa da razıyım
Oysa sen baktıkça
Bir şehir daha küçülecekti
Tazelenecekti ufuklar
Topraksız taşın semasına
Şimdi kiminle yükseleyim ben
Kuzgunlar boyun eğerken vakarla
Evi yıkılmış kanaryanın
Sırtına mı kaldı dünya?
Durmak kime?
Göçmek kime?
