SIZI

Bir bayram yandı bir gece
İsimsiz bir adamın korkak kalbinde
Her adımı
Bir derviş kabrine denk gelir
Bilmez kuşların dilini de

Sızı nedir?
Şehre göçmüş ümmi kadın
Gözlerinden anlar sızısını
Aşka düşmüş ahraz oğlunun
Bölünür mü?
Pişmanlığın zinciri var, zindanı var
Kaybetmenin çabası
Helak olan kavminin
Faydasız feryadı
Teselli edilir mi?

Mümkün müydü belada yok demek?
İşittikten sonra o hitabı
Zulüm mü, cehl mi, aşk mı?
Ya neyin nesi
Bu ümitsiz korku?
İtham mı, ikaz mı?
Dünya denilen şey İnsandır
Bilirim
Dağdan da ağır mı
Dağların yükü
Sızı nedir?
Aşık garibin cüreti var
Mollanın kalbi
Çobanın hırkası
Merhamet olunur mu?

Bataklığa düşen ne yapsın?
Beklemenin çabası yüzleşmektir
Tüm görmezden geldiklerinle
Göğe bakmalı
Bir zaman kendime dedim
Bir İbrahim bıçağı gerek
Feryatlarımı susturmaya
Ya da bir İsmail sessizliği
Bilemedim
Yük hafifletirmiş insanı
Cahilken yüklenmeliymiş
Şimdi seslerim kısık
İkram olunur mu?

Şimdi bir rüzgar
Aşktan düşmüş bir ruh
Bir damla merhem
Bilmem nedir
Hiç bir şey yoksa da
Sözler var
Tutunacak sözler
Bu sızı da varsın acısın
Uyku ne gerek
Rüyalar da bu ölümün malı değil
Alnından öpüyorum
Gökte ne varsa
İbret olmak da liyakat işidir
Misal getirene
Korkum feda

Var ne ile kaimse
Sığınırım gölgesine
Öyle biliyorum diye
Kurtar beni bu gelecek zamandan
Bir kılıç tak belime
Sol yanıma da bir kalkan
Zırhımı çıkardım
Düştüm peşine
Tunç olur vurduğum
Taştan ziyade
Bu sızı da varsın acısın
Bilmek ne gerek
Olmak da bu uykunun malı değil