UNUTMAK

Bıraksam kendimi suyuna
Şiirlerini götüren derenin
Aksam Yunus’un divanıyla
Gitsin öyleca yaktığın ateşin
Endülüs ile yıkılayım
Kızıldeniz ile boyanayayım
Hüthüt yuva tutsun evimi
Virane olup çökeyim üzerine
Üzerime kursunlar
Süleyman mabedini
Yanayım İbrahim’in ateşiyle
Küllerimi taşa çevirsin ebabiller
Salih’in kavmi yontsun kalbimi
Bir ucundan Fuzuli tutsun
Bir ucundan Attar
Götürsünler Babil’in kulesine

Üveys’in yarım kalan gözyaşları
Dostlara ulaşmayan ayetler
Ve çok ağlayıp az gülmek gibi
İki doğu ve iki batı
Bataklıktan doğan güneş
Zaman, mekan ve nur
Ecel ve kıyamet gibi
Doğmamış çocuklar
Yağmamış yağmurlar
Henüz almadığım nefesler
Ve yarın doğacak güneş gibi
Nuh’un gemisi
Musa’nın sandığı
Ve İsa’nın ölümü gibi

Batık gemilerle gezerim
Hızır’ın peşine düşüp
Ehramlar gizlerim ceplerimde
Firavunları damarlarımda boğup
Aynalarını kırıp
Mesken tutup kafdağını
Türküler nereden geliyorsa yeryüzüne
O tarafa dönüp yüzümü
Beklerim selamını
Simurg’un sırtına yükleyip sırlarımı
Karun’a da haber saldım
Bir mezar daha kazsın yanına da
Oraya gömsün mirasımı
Bu ceset de kime lazımsa artık
Kapışıp gitsinler
Tek korkum bundan sonra
Ettiğim büyük sözlerim
Zaten ben kaç sözüme sadık olmuşum ki
Varsın kaybolsun çocuklarla
Seni görmeyen gözlerim

Yorum bırakın