ACEMİ BİR CELLATA ÖĞÜT

Hayatın ne olduğunu nereden bileceksin
Kaç idam mahkumunun
Gözlerine baktın son nefesini vermeden önce
Eski bir kibrit kutusu gibidir hayat
Filtresiz sigaralar üzerine yazılan şehir efsaneleri
Ben saman taşıyorum
Amcam kerpiç harcı kararken
Şehirden güzel elbiseli bir kız gelmiş
Su doldurmaya çalışır korkak elleriyle çeşmeden
Sonra altmış sonra seksen
Sonra atların bir bir kayboluşu
Her şey daha hızlı ve her şey daha güçlü
Toprak, oğul, kitap ve mahsül
Birbirine yol vermeyen umutlar
Gözü yaşlı gelinler ve anneler
Ben yolunu bekliyorum
Kurşundan kalemle yazılmış bir mektubun
Rüzgarları eser bahar tepelerinin
Bağır açık, ip boynunda
Delkianlı bir nefes kaybolur uzaklarda
Bu zamanlar ah bu zamanlar
Buz gibidir çeşmelerin suyu
İğde kokusunu özlemek gibi
Ve ağarır gece gökyüzü
Bir yıldız tutarsın da şehre gitmek vakti gelir
Karanlık sokak lambalarının duldasında
Bilindik gölgeler beklenir
Kardeşim eski defterlerden uçurtma yapmayı öğrenmiş
Ben balkondan bakıyorum
Babam işten dönüyor, akşam olmuş
Ve ben yetmiş yaşıma giriyorum
Koynumda saklıyorum delikanlının urganını
Yetmiş yıl belki dokuz yıl da fazla
Ilık bir akşam, iftar vakti
Kalabalığı eksilmiş bir sofra
Şah damarından ötede bir yerlerde bir zaman düğümlenir
Rüyasından döner cahil bir adam
Gökten, tükenmiş masalların elmaları yağar
Ben naftalin kokulu bir sandığa saklanıyorum
İçinde kıyamadığım kumaşlar
Arkada tekerrüre mahkum bir ömür bırakıp
Kayboluyorum her gün
Korunmuş mermer levhalar arasında
Sonra bir orman yanıyor
Taşların ağıtlarını duymuyor musun?
Kök boyalı yün halıların
Çeyizlik havluların
Tayfa özlemlerine sarmalanmış selamlar saklıyor
Belikleri bozulmamış bir kadın
İnsan değil, umutlar ölür
Yeri yoktur başka dünyada ki lüzum da yoktur
Onun olmadığı günler kalır yalnız
Hatıra denen kuytu mevzide
Kazdıkça mezarı olur insanın
Onu da bir tek insan öldürür
Sonra yağmurlar yağar yanık buğdaylar üzerine
Akıp giden emeğin kokusu bile
Mutlu bir hatıra canlandırır anılarında
Sormamışlarsa sana, bu sözlerimi dinleme
Git buralardan ki ölüm haktır, ölüm sarhoşluğu da
Cesaret, cahilin mahareti değildir
Unutmak da kefâret olmaz suça
Hücrelerin penceresinden yıldızlar kayar
Şarkısını yaparlar mektupların da
Nereye gitsen kurtulamazsın
Zaten cellatlar ahraz olur
En güzel sesleri de bir tek katiller duyar

Yorum bırakın