KAÇTIĞIM ZİNDANA DÖNDÜKTEN SONRA

Vurulmayı öğrendim diye
Korkularımı saçtım denizlere
Kuytuları yaktım
Savaş meydanlarında gezerken
Dudağımda bir deli ıslık
Bir mavi ormana yakalandım
Dallarında bir beyaz tuzak
Kor yüreğim ellerinde kaldı

Avare dolaştım asırları
Gemiler kurtardım
Şeytan çocukları, yıkık duvarları
Balıklarını zehirledim, büyük okyanusların
Muhbirleri durdurdum
Duaları sakladım karanlık mağaralara
Yuvasını bozdum, güvercinlerin ve örümceklerin
Peygamberler öldürdüm
Bir sarp geçitte tutuklandım
Zâr nefesim saçlarında kaldı

Kaleme ve yazmakta olduklarına
Yemin edene köle olayım
Kitaplarımı yaktım
Kalemlerimi kırdım
Kervanlar taktım peşime
Yollar kestim güneşe kadar
Arşı kararttım
Gemileri çürüttüm
Kızıldeniz duruldu
İber yeniden kuruldu
Seyyahın dili oldum
Tutsağın eli
Kapının anahtarı
Üç kapısından birden çıktım
Şu harabe dünyanın
Surlarda gedik oldum
Kaftanda çamur
Ummanda nur
Bir tımarhanede soluklandım
Çel aklım gözlerinde kaldı

Yeşil kanatlar kuşandım
Kıtalar aştım, kafdağını dolaştım
Bayramlar öğrettim çocuklara
Şeker koydum annelerin cebine
Savaşlar bitirdim
Atlas kumaşlar serdim üzerine
Genç kızlar büyüttüm
Güller taktım saçlarına
Kuşlara uçmayı öğrettim
Günlere geçmeyi
Hayata durmayı
Ömürler uzattım
Çöller yeşerttim
Hasretler tükettim
Bir peri düğününde kurşunlandım
Hür ruhum gülüşünde kaldı

Yorum bırakın