İki melek düştü cennetten
Biri yandı, biri öldü
İkisi de sevdi
Biri rüzgarın önüne düştü, biri suya
İkisi de sevdi
İkisi, bir çöl oldu
Bir vahanın ortasında
Kimse bilmedi, kimse de aramadı
İkisini de çaldı
Cennetmekan şeytanlar
Biri beden oldu
Yıktı bütün sözleri
Sığmadı kitaplara
Biri ruh oldu
Sildi tüm gölgeleri
Saklandı kahve telvesine
İkisi de sevdi birbirini
İki melek cennetten düştü
Biri bir ormana denk geldi
Hangi dalı isterse ona tutundu
Biri okyanusa düştü
Hangi dalgadan kaçtıysa onun elinde kaldı
İkisi de böyle yandı
Hayır! dedi biri
Beni hapsedemez kimse, ben ateşim
Canlar alırım, böyle yaşarım ben
Aldığım bu can nasıl söndürür beni
Hayır! dedi öbürü de
Beni yıkamaz kimse, ben toprağım
Hayat benden gelir, böyle dururum ben
Verdiğim bu hayat nasıl dağıtır beni
Fakat öyle oldu işte
Kim çevirebilir çölleri veraya
İki melek kayboldu dünyada
İkisi de özledi birbirini
İkisi de bir şey diyemedi kimseye
Unuttular cennetin kokusunu
Telaşlar bulaştı gözlerine
Öyle avuttular gecenin uykusunu
Zamanı ve hafızayı öyle aldattılar
Yolları saymadılar bir tek
Bir umutla saptılar tüm patikalara
Kim tuttuysa ellerinden sürükleyip
Bak burada ne var
Hiç akla gelmemiş
Hiç içimden gitmemiş
İşte böyle iki melek
İkisi de sevdi de kimse bilmedi
Birileri ateştir işte dedi
Birileri toprak
Kimse bilmedi kim şeytan kim melek
Bilmedi kimse
İçin için yanmak ne demek
Telaşla nasıl avunulur
Nasıl düşülür cennetten
Ve nasıl kaybolunur her yeri bilerek
Akılda başka şey yokken
Nasıl hep başka konuşur dil
Hiç kimse anlamadı ama
İşte böyle oldu
İki melek cennetten düştü
İkisi de sevdi
İkisi de bilmedi

Yorum bırakın