Ben bu ayağıma takılan taştan korkuyorum
Dizlerim kanayacak diye değil
Bu korku sebepsiz sanki, aşk gibi
Yorganın altında saklanan çocuk yüzünden
Gerekiyorsa şeytan ben olayım
Üzgünüm ama korkuyorum
Bırakamam kendimi
Ben işte böyle kaybettim belki de
Bilsen ne yaptılar bana
Bilsen hangi kötülük daha büyük
Bu yollar hangi cennete çıkar
Cennet neydi unuttum
Yol neydi, su neydi…
Ben bu boynuma asılı
Yeleğime dikili taştan korkuyorum
Arkasından görüyor musunuz beni?
Bu, dilim varmıyor, tedirgin kadın
Bu adamlar, bu sev dedikleri birileri
Bunlar sana yakınlar!
Bırakıp hepsini gitsem
Başıma mı çekilir sıcak karanlıklar?
Sen benim nefesim olamazsın
Çünkü korkuttular beni
Bir elim ışıktadır hep
Çünkü bu erkekler
Bilmezler baba olmaktan
Bu kadınlar da sanki hiç anne olmadılar
Avuçlarında tutam tutam saç
Sokak sokak gezerler
Bilmiyorlar mı saat kaç?
Üzgünüm bu sabahı olmayan geceden korkuyorum
Sen beni saklayamazsın bir başınla
Bilmiyorum üzgünüm
Fakat ben hiç uykuya dalmadım tek başıma
Ve bu yatak da tanımaz benden başkasını
Bu ev, abat olası bu ev, bu dolaplar
Sallanan perdeler, gıcırdayan kapılar
Birbirine mi bağlamışlar ayaklarımı?
Gidemez miymişim?
Bilemez miymişim?
Bu sudan da içemez miymişim?
Bu tutunduğum hangi annenin eli?
Nasıl koyayım ben bu korkuyu kapıya?
Camlar da kırılsın bari
Bu rüzgarlı havada
Bu kapımı çalan el mi götürecek beni,
Yıllardır yolumu bekleyen rüyalara?
Gömsem korkumu ve bahaneler eksem üzerine
Bir tarafım hep arkaya bakacak
Bir yanım hep kapıyı dinleyecek sanki
Yol gözleyecek
Nereye götürseler beni
Söyleyin gitsin, tanımasın onu da
Bu gün güneşli değilmiş deyin hava
Ben bilmiyorsam bu kapının önünde
Korktuğum taşların yığılı olduğunu
Kimse de bilmesin
Taç takayım başıma
Dimdik durayım
Bir Çerkez sevdasıyla
Söyleyin, ay da karanlık
Bakmasın, bilmesin!
Bakma gözlerime işte,
Bilme ne var kapının ardında yığılı
Git diyemem, yakışmaz
Gelme yol yakınken
Yol yakınken diyorum anlıyor musun?
Çünkü benim içime
Bir sevmek telaşı düştü

Yorum bırakın