HEYELAN MÜNACATI

Şu kısacık zamanda oldu her şey
Yağmur yağıyordu
Rahmet dediler sustum
Baktım neymiş diye ki önce bitmeliymiş görmek için
Ben hatırlamıyorum göklerin gürültüsünü
Yeter mi bilmem

Koca çınarlar geziyor göğüs yüzümde
Şımarık yaralarıma tutunarak
Her adımda kanıyorlar doya doya, kökten göğe
Her adımda kanıyorum
Şu meçhul kırmızı
Meyvelerinden yedim de doydum diye
Bu akana kimin ellerinden dökülen eklenir
Kaç kader yayılır bu tepede
Kaç uykusu kaçmış canavar çıkar yerden gerinerek

Sesleri şu heyelandan önceydi duydum
Duydum da dönemedim neden diye
Ne güzeldi bazen hem nereden bileyim
Nereden bileyim kim çocuktum
O sözün içinde başka neler varsa
Geriye kalanı da bu kefeye koyun, ancak

Heybesi nedamet yüklü birinin de
Kükrüyor yarının göklerinden o da mı gelecek?
Gelsin! Gelsin de tepeleme yığılsın bu vadi
Belki tutunurum
Taşan bir kadının eteğine
Çığ kardan, sel taştan, bilmez insan
Altı üstüne gelirse bir gün
Kınadığım şairlerin şiirlerine benzer sözüm
Huydur, güneş lekesi gibi yaz gelmeye görünür
Lakin dağılır kırıklar cam olmadan daha
Ormanlar yürüyüp gelir beraber
Sen oradan bakıyorsun bu bir ayrılık
Göklerden inen bir sürgün
Kovulur gibi yeryüzü, nasıl dersin ya öyle
Ben bilirim bir tek lakin anlayamam
Hayalden hızlı bir şey varsa aldanmaktır derim
Bilmesem ilk yaratılan nedir

Bir dağ filizlensin şu yamaçta
Sesi cihanı tutsun, yerindendir
Şimdiden az önce doğar günah
Sonra mezarla bir olur çiçekleri
Madem kervanlar bir çizgiye mahkum
Nasıl tutup çekiyor beni bu nehrin yatağı başka yollara
Ben bulut olmalıyım, ya rüzgar bir okyanus gerdanında
Çakılan bir uçağın dört yana dağılmaz parçaları
Yürüyen enkazlar beklerken yol üstünde
Nasıl kıskandırıyor ruhumu bu trenin yolları

Hürriyet demirle birlikte mi indi?
Yok hatırımda bir destan
Kumarbazların tesellisi oluyorum yukarı baktıkça
Şu sırtımdaki bıçaksız yer sızlıyor ha bire
Bir çaresi yok, kar eridi, demir eridi
Çamurlar da kuruyor çaresi yok
İkindi nasıl da hızlıdır bilirsin, ömür gibi
Akşamın kokusu bilirsin, hangi cesedin marifeti
Dilimden sonra düştüm ne diyeyim daha
Ne tarafa bakayım yalvarmak zamanı
Gözümü kapatsam sefil oluyor yüceler
Bir damla daha düşüyor rahmetten ağlayarak
Bilir kim kuyuya attı ihtiyar çocuğu
Gemileri tutuşturur daha yolun başında
Köprüleri korkutur, çevirir yolunu

Ne söylediysem haktı, bağışla!
Kapılar kapandıktan sonra bile öyleydi
Anladım ki ben o zaman
Ben sözümden asılmadım ama sözümden astılar
Üzerine geçirip çul kaplı,
Çürümüş, kokuşmuş,
Yüz çevirmiş Eyyûb’ün kurtları, öyle
Saklasam yedi kuleye kaçar da
Bin ip çektirir bir gecede
Adını söylesem adım olur, böyle kalsın
Başka da iğne deliği kalmadı
Ne renge boyanır şimdi geriye kalanlar
Nedir tılsım değilmiş ne ise
Gurbet beyhude beyaz
Sılaysa bataklık ki benzer söz söze

Şimdi yabancı sözler arıyorum
Dilsiz devler arasında
Boyları bin arşın, çıkmış üzerine bin arşın
Yine de süzülür sılasına zindan gibi de
Tutunurum perdesiz ellerine
Başka iğne deliği yok
Başka da el yok uzanacak dünya kadar bile
Şu denizi savursun, şu balığı pişirsin
Dikenli yapraklarına doldurup kumlarımı
Güneşe kim kaldırsın
Öldürüp dev sözlerini
Yağmuru kim güldürsün

Sen beni bilirdin oysa, şimdi hep aynı
Düşmekten benzedim kalabalığa
Kim yalvarıyor ne bilsinler
Evet var, yemin olsun
Sesini duyan var lakin hep aynı anlıyor musun?
Kaç diri umut var yığıntının altında
Ölüsü nasıl kokar biliyorsun, ölüm gibi, öyle
Bir kişi, bir tek, kim olsun
Şimdi uçunca dallar anlarsın
Kuş kanadına yuva nasıl yapılır da gidilir
Toprak kurusun derken kat kat
Aklım son yediğim yağmura kaçıyor

Hangi şeytanın salıncağı bu kopar durur
Ayaklarım acıyor ne var birazcık uçsam
Şu, nerede görsen tanırsın
Kıvrılmış bağ teveği gibi de tutunamaz
Yeni bildim sesini, bir elimde falaka
Kötürüm bir bahar solucanı gibi
Çiçekler açar üzerinde
Ama değildir ve yok bir dili
Hiççe konuşur ondan düştüm peşine
Durup çiçeklerle konuşur
Savaşın en sağır yerinde
Yeter mi bilmem

Elimde evimde gör bak
Hem cebimde ne yoksa onunla istiyorum
Yokluktan başka vaadim yok
Ben göçeceğim sen kuracaksın hep öyle oldu
Ben de bu umudun diri gerekliğini bileceğim
İki güneş orada saklı
Şu dağlar da düşecek peşime, düşsün!
Düşen düştüğü yerde kalır
Onları da sana bırakacağım
İnsan da insana benzer

Dün nasıl gittiyse yarın da öyle gitti
Adımın bir anlamı budur
En içerde ben varım her şey aklımda
Bu zamandır, bu şeytan bu da ben
Sen yine de adından yolla
Diyecek sözüm olsaydı gelmezdim zaten
Neyim varsa sen vur saklımda

Yorum bırakın