PENCERE ÖNÜ ÇİÇEĞİ

Gelip geçerken takılsın gözün
Eski günleri hatırlamak nasıldır bilmiyorum
Ama bilirim
Böyle hesap etmemiştik
Alıştık fakat hesap böyle değildi
Şu herkesin günahı yok
Yer tutacak mekan kalmamış
Yorgun olsa da tüm ayaklar günah değil
Ne yapalım olan oldu
Rast geldi olmaz olmaza
Nereden bilecektik
Dünyada başka dert de varmış
Gelip geçerken takılsın gözün
Bu dert de taze kalsın
Belki bir derdi vardır
Yoksa bizi nereden bulsun

Zaten her yerde izleri kalmış
Gözlerin görmediği uğrak yerlerde
Ayaküstü, belki bir doyumluk
Belki gökyüzü aradığımız bir pencerede
Kararmış bardaklardaki dudak izleri gibi
Buğusuna bir ömrün kırılma anı yazılı
Merdivenlerinde ne olacaksa olacakmış

İki başka kıta gibi
Denk gelip evler mi yıkmalı?
Dağlar mı dizmeli kader düzlerine?
Yollar mı kesmeli, nefes mi satmalı?
Yeşil denizlerin toprağı öptüğü yerden
Geleceğin karanlığına
Ateş mi yakmalı?
Hayat işte deyip hasret mi çekmeli?

Ne garip çaresi yok bazı şeylerin
Nehir tersine akarken
Deniz ve ay ikiye bölünürken
Sular birbirine karışmazken
Bıçak taşları keserken
Korlar serin, enginler sakin
Yıldızlar yakın olurken
Ne garip çaresi yok bazı şeylerin

Ne yapalım
Ben çiçek koyacağım penceremin önüne
Sen de şöyle bir bakacaksın
Beraber Allah’ı hatırlayacağız
Belki noktaları silinmiş
Bir uğur böceği konacak benim boynuma
Sen de bir sigara yakcaksın
İnsan bilmezmiş elindekinin kıymetini
Ne desem boş
Yine kendini suçlayacaksın
Ben yuvasız kuşları yemleyeceğim
Gelip geçerken takılsın gözün
İkimizin elinden de başka bir şey gelmez
Hayat işte deyip tutmalı hüzün

Biraz daha bak ve git
Sonra yine gelirsin
Belki bir tohum daha düşer elimden
Vatanından kaçırılmış bir toprağa
Belki suyuna isim koyarsın
Hem nedir bir ömürde birkaç dakika
Say ki biraz daha yaşlandın
Say ki eski bir hatıra
Geçmiş gitmiş bir yaşın gibi
Karın yağması, kahvenin kokusu
Meyvenin şekeri ve
Sarılmanın sıcak huzuru gibi
Ne desem boş
Nasıl olsa kendini suçlayacaksın
Yine de gelip geçerken takılsın gözün
Başka kıtadan bir zaman gibi

Yorum bırakın