HAYAT DA ÖZLEMEKTEN İBARETTİR

Bütün kainat vazgeç diye
Hatta ben bile
Yollar ve şarkılar
Hatta şu günahsız dilim
Her duaya yükseldiğinde ellerim
Bazen dağların bile sesini duyuyorum
Bağırıp duruyorlar
Hesabını sorsa yarın
Yeter de
Çünkü bilmiyorum
Sebebi nedir bu gönlümdeki inadın

Her şeyi bilmeden sözü verilmez
Bir hatıra için olmalı şu ömür
Her şeyi hatırlamak için
Her şeyi unutmak lazım değilse eğer
Lüzumu bu değilse
Şu aşk denilen kelepçenin
Zaman her şeyi unutmak için yaratılmadıysa
Hesabını verebilir miyim
Tüm hafızamı teslim etmemin?

Şuramda, sabırsız ve öfkeli
Belki ümidini kesmiş benden
Cennete susamış zavallı ruhların
Belki bir ihtimali
Gökten inen ne varsa da durağıdır
Kıpkırmızı gözlerin gibi
Patlamak derdinde bir nehrin
Sesini de duydum da
Bir bin telaşa düştüm
Karşımda seni ansızın görmüş gibi

Ne sustular ne kayboldular
Gözlerimi de kapatsam olmadı
Kulaklarımı kapatsam da
Kimseler duymadan bağırsam da
Kırk yıllık kahveler içtim
Kendine çıkan yollar bitirdim
Başka gözlere bakmaya cüret edip
Zehirli kurşunlar savurdum
Takvimler saydım
Günlere sövdüm
Şu kara kışın tam ortasında
Beyaz karlar öldürdüm olmadı
Uyudum olmadı, uyandım olmadı
Sevdim olmadı, küstüm olmadı
Anladım ki ben o zaman hüzünle
Şu hayat dedikleri yolculuk
Özlemekten ibaretmiş aslında

Artık bir yol bilmiyorum
Günah nedir sevap nedir
Sarılmak çare olur mu hem
Hangi yol cehenneme çıkar
Meraksız bir bekleyiş gerekdir belki
Kaygısız bir özlemekten başka elden ne gelir
Alışırsam şu yangının ağırlığına
Belki o zaman gürültüyle
Ateşsiz kaynayan sular durulur
Kaderdir desem kaçmak olacak belki ama
İnsan da beklemeyi
Anne karnında öğrenir

Yorum bırakın