Böyle olur mu? Böyle yabancı?
Ayağım taşa, yüzüm güneşe
Bir çocuğun avucunu doldurmaz
Cebimde gezdirdiğim gölge
Muhkem bir duvarın altında kalacak
Ben gözümü açtım ve sen gittin
Yeşil nedir? Toprak nedir?
Öğrenmeden düştüm yola
Rüzgar nedir? Yıldız nedir?
Gördüğüm her şey yabancı
Ve her birine bir isim koyacak kadar
Hatıra yok gözlerimde
Böyle olur mu?
Böyle yabancı?
Çocuğu kaybolmuş
Bir baba takatiyle yürüyorum
Aklım karışık
Bir telaş akıyor damarlarımda
Kıpkırmızı yüzüm ve ellerim
Yüz yıllık bir uykudan uyanmışım
Serseri eşkiyalar meskeninde
Bir sonu var mı bilen yok
Ev nedir öğrenmeden
Kaybolma korkusu kesti yolumu
Kırık bir sandal saklıyorum
Umut mahzeninde
Bir cüret hesabının kozu
Böyle olur mu? Böyle acemi?
Aklım söze, gönlüm yalana
Bilmeden menzil nedir, ufuk nedir
Güneşi kim batırır?
Gece nasıl yürünür?
Boğazı neden yanar insanın?
Büyük sulara neden tuz koyulur?
Yolları ilk kim açar?
Neden herkes orada kaybolur?
Ve neden geri dönmek
Yazılı değildir hiçbir kitapta?
Ve neden insan için en güvenli yer
Bir örümceğin yuvasıdır?
Böyle olur mu?
Böyle acemi?
Böyle cahil?
Bir gün alırsın iyi kötü haberimi
Sorma böyle olur mu diye
Olur. Ancak böyle olur
İnsan
Bütün kaybedilmiş savaşların intikamını
Biçare göğsünden alır
Kadınlar döver, taşa tutar
Erkekler ateşe verir
Zifiri bir duman yükselir sonra
Cennet ile cehennem arasından
Bulutlar dile gelir
Bir fırtına kopar aşk uyanmadan önce
Sonra yine sabah olur
Böyle işte
Sonra yine sabah olur
Böyle olur mu?
Böyle yalnız?

Yorum bırakın