MEÇHULE İHANET

Yerinde olsam
Sorardım kendime
Özlemek mi bu içimdeki
Yoksa
İsyan edecek bir şeyler mi arıyorum?
Günler kendi istediği gibi geçmekte ısrar ediyor
Ve geceden sabaha kadar
Başka bir dünya dönüyor diye mi her şey?
Yanmakta olan bir gençliğin
Direnmekten vazgeçmesini
Özlemek mi sanıyorum?
Ama sen sorma!

Sen bilirsin çünkü
Bilirsin, kimin gücü neye yeter
Kime düşer büyük sözlerin diyeti
Sen bilirsin kendini
Suyu, buğdayı ve ateşi
Kurt sürlerini, gelinciği
Ve nereden gelir hükümdarların heybeti
Ben bir tek kalemlerin neden küstüğünü bilirim
Bir de insanın kıyametle ne alakası olduğunu
Haydi dirilmek götür
Serp sabahların başına
Hür insanlara mutluluğu öğret
Affet kaderin oyununu

Haber saldığın kuşlarla
Her gece gözlerime sürdüğüm
Deniz sesi gönderiyorum sana
Sen de kırık aynaları at gitsin
Kaç kurtar kendini
Yanmış kemik kokulu şehirlerden
Bir ülke kur kendine, öğrettiğim dağlarda
Sana yıldız da yollarım kendi gecemden
Kaçıp kaçıp gelirim bazen rüyalarına

Bir de korkuları büyüyormuş insanın
Göz görmeyince
Köreliyormuş biçare düğümler
Umudun hiç lazım olmadığı yerin
Savaş meydanları olduğunu anladım
Cesareti olan
Ölürmüş ölmeden önce
Ben şimdi önden gidiyorum
Ne düşman belli ne yoldaş
Bastığım yerden başkası benim değil
Bir günde değişti sanki devir
Dünden sonrası da tanıdık değil
Uykularımı yırtıp çıkıyor
Ve günüme tutunuyor korkulu rüyalar
Yarınlar da hiç bu kadar meçhul olmamıştı

Hiç var olmamış adamlara dönüşüyorum
Senin belki ezbere bildiğin
Oysa ben iz sürücüsü sanırdım kendimi
Yıllardır yürüdüğüm bu kurak yolların
Bastığın yerde açan çiçeklerden
Utanırken buldum eski hatıraları
Anladım ki senden sonra
Eskiler bile eskisi gibi olmayacak
Nasıl kurayım kader oyunlarını

Sabah olsa
Ve yirmi sene önce uyansam
Bin yıllık bu kabustan
Çekilmiş tüm fotoğraflar yok olsa
Mektup yollamanın tüm yolları da unutulsa
Ven ben, bir rüyanın pişmanlığıyla dikilsem karşına
Ruhundan yakalasam seni
Olmamış olanı anlatarak
Yerinde olsam sorardım
Meçhule ihanet olur mu diye
Ama sen sorma

“MEÇHULE İHANET” için bir cevap

  1. ASKERİ SOSYAL TESİSLERE ALINMAYAN GAZİLER
    Published by
    demirozcane
    on
    10 Temmuz 2024
    GAZİ KİME DENİR GAZİNİN TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ
    Atatürk Şöyle Diyor Gazilik Türk Ordusunda en büyük Rütbedir bana gazi deyiniz diye emretmiştir Gazilik en büyük rütbe olduğuna göre
    Gazinin Rürtbesini sormak Rütbeye göre hareket etmek gaziye en büyük hakarettir Gaziler Türk silahlı kuvvtlerinin ayrılmaz bir parçasıdır
    1
    Gazi, en kısa tanımıyla onurlanmış asker demektir. Gazilik, Türk toplumunda en eski kahramanlık unvanlarından biridir. İslamiyet öncesinde savaşlarda yiğitlik gösteren kişilere ALP unvanı verilirken, sonrasında bu kavram GAZİ ile karşılanmaya başlanmıştır. Ancak, ALP unvanı da kullanılıyordu ki Konuralp Gazi buna bir örnektir. Yine ilk Osmanlı Padişahları Osman Bey ve Orhan Bey Gazi unvanlarını kullanmışlardır.
    Türkiye’de Gaziler ile ilgili yasal olarak yetki almış iki dernek bulunmaktadır: Bunlardan biri Türkiye Muharip Gaziler Derneği, diğeri Türkiye Harp Malûlleri Şehit Dul ve Yetimleri Derneğidir.
    Bu arada bazı kavramlara da dikkat çekmek gerekir. Muharip Gazi, bir savaşa fiilen katılan ancak savaştan yara almadan dönen askerdir. Malûl Gazi, savaşa iştirak eden ve harpte yaralanan askerdir. Şehit ise, savaşta hayatını kaybeden askerdir (1)
    Türkiye Muharip Gaziler Derneği
    Türkiye Muharip Gaziler Derneği, 2847 sayılı yasa ile 1984 yılında kurulmuştur. Dernek, daha önce faaliyet gösteren İstiklâl Savaşı Gazilerinin kurduğu Türkiye Muharip Gaziler Cemiyeti ile Kore’de ve Kıbrıs’ta mücadele eden askerler tarafından burulan KORSAVAŞ Derneği’nin, İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekâtı Gazilerini tek çatı altında birleştirmesiyle teşekkül etmiştir (2)
    Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nin kuruluş amacı: Yurt içinde ve yurt dışında savaşa katılmış, işgal kuvvetlerine karşı milli mücadeleye katılmış eski askerlerin anılarını yaşatmak; Gazi ve gazi eşlerinin tanışarak kaynaşmalarını sağlamak; sosyal, ekonomik, kültürel ve manevi ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak; üyelerin haklarını takip ederek yasal statüde çözüme kavuşturmak; Şehit ve Gazileri yeni nesillere tanıtmaktır (3).
    Türkiye Harp Malûlü Gaziler Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği
    Derneğin oluşum süreci I. Dünya Savaşı sonunda başta Çanakkale olmak üzere, Osmanlı Devleti’nin savaştığı cephelerden İstanbul’a dönerek ihtiyaçlarını karşılayamayan ve memleketlerine dönüş yapamayan yaralı malûllerin ihtiyaçlarının karşılanması, eksik uzuvlarının yerine protezlerinin taktırılması, giyimlerinin ve harçlıklarının sağlanması amacıyla 1915 yılında kurulan Malûlinî Guzat Muavenet Heyetine dayanmaktadır. Bu heyet sonrasında sırasıyla 1931’de Ordu Malûlleri Cemiyeti, 1940’ta Ordu Malûlleri Birliği, 1945’te Malûl Gaziler Birliği, 1959’da Harp Malûlü Gaziler Cemiyeti, 1961’de de Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği adıyla faaliyet göstermiştir. 18 Haziran 1983 gün ve 18081 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 2847 sayılı Kanunla Türkiye Harp Malûlü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği adı altında bu günkü yapısına ulaşmıştır (4)
    Derneğin amacı; şehitlerimizin hatıralarının yaşatılarak, şehit yakınları ve gazilerin her türlü mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayarak, şehit yakınları ve gazilere yönelik sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerini yürütmek, bunun için de ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği yaparak eşgüdümü sağlamaktır (5).
    Gaziler Günü
    Ülkemizde 19 Eylül günü Gaziler Günü olarak kutlanmaktadır. 19 Eylül’ün Gaziler Günü olarak kutlanması ise şöyle olmuştur:
    Sakarya Savaşı’nın kazanılmasından sonra 14/15 Eylül günü Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa TBMM’ne bir önerge vererek, Mustafa Kemal Paşa’ya Mareşallik rütbesi ile Gazilik unvanının verilmesini teklif ettiler. Önerge, 19 Eylül 1921 tarihinde Mecliste yapılan oylama sonucu kabul edildi ve Mustafa Kemal Paşa’ya Gazilik unvanı ile mareşallik rütbesi verilmiş oldu. 27.06.2002 tarih ve 4768 Sayılı 18 Mart Gününün Şehitler Günü ve 19 Eylül Gününün Gaziler Günü İlân Edilmesi Hakkında Kanun ile de her 19 Eylül günü Gaziler Günü olarak kutlanmaktadır. Gaziler Gününde yapılacak törenler ve diğer etkinlikler de 24 Ağustos 2003 tarih ve 25209 numaralı Resmi Gazetede yayımlanan 18 Mart Şehitler Günü ve 19 Eylül Gaziler Gününde Yapılacak Törenler Hakkında Yönetmelikte belirlenen esaslara göre yapılmaktadır.

    Beğen

Yorum bırakın