SANA OKUDUĞUM ŞİİRLER – 1

RUHLARI PUSUDA İNSANLAR ŞEHRİ

Bir uğultuda okunmuş adım
Görkemli taşlar arkasına gizlenmiş
Ve özensizce yontulmuş gölgelerin
Sonsuzluğuna olan hayretim ölürken
Sürek avlarından kurtulmuş nefesinle
Uyandım da öyle bildim adımı
Kırk yıllık kundağımı kırıp
Öyle anladım kimim ben
Beni gören bakışlarına
Yeşil bir ömür borçluyum
İçinde kaç ormanlık bahar varsa

Ruhları pusuda insanların şehrinde
Kendine çıkan yollardan kaçarken
Zaman, tutulacak kadar taşlaşmış
Ve ayaklarımı kandırmışken
Pervasız yüreğine denk gelince sarhoşluğum
Eridi Hicr’in baş eğmez dağları bile
Ki ben yaş aldım
Sonsuzluğun önünde
Bir damla da benim payıma düştü
Kıyamete yakın çöllerin nasibinden
Ben de seninle bağladım
Bu mukaddes yükü kalbime
Sen gelince aklıma
Hiç korkulmamış korkular uyansa da
Korktukça aklıma getireceğim seni
Bir ömür hatıra borçluyum sana
İçinde kaç aydınlık Leyla varsa

Uğultular yükseliyor şimdi
Yalancı bir nekahet bekler toprak
Son bir ikrar,
Asırlardır tazeliğini saklamış
Suskun bir ilan-ı aşk için
Elimde kırık bir kuyu
Sesini işitirim ismim uçalı
Demir çark döner ellerini tutalı
İhtiyar bir ağaç gibi doğrulurum o zaman
Nasır tutmuş bahanelerden
Hayal sızlatan mesafelerden
Ve güneş söndüren yalnızlığımdan
Senden başka neyim varsa tutunup
Kurtulurum pusuda ruhların pususundan
Söyleyecek sözlerim var
Kağıtların korkusundan

Bir bir ölüme benzemekte yüzler
Sana bir altın kılıç
Bana bir gümüş miğfer
Başka sözlere de göğsümüz kapalı
Bir gün kesişecek yollar
Atılmazsam şu kaleden aşağı
Belki taşırırım tek sır olmadan
Çöllere kazdığım kuyuları
Sana da bir ömür borçluyum can suyu tadında
Yeniden doğmuş ruhların gökyüzünde
Belki kanatlarım yok ama
Bulursun beni yokluk vadisinde
Sana sakladığım selamlarla

Yorum bırakın