Seni düşünmek bir telaş vakti
Taş yağar üzerime
Kurumuş bir bataklık ortasında
Göğsümde bir darlık
Açlık korkusuyla birbirini yerken
Güleç yüzlü şeytanlar
Mahşer kurulur panayır yerine
Sırtlarında kalın urbalar
Kaybolmuş bir çocuğun
Arkasına saklanırım
Kaçışan kurtlar görmesin beni
Çöküp dizlerimin üzerine
Başımı koynuma alıp
Seni düşünmek bir isyan vakti
Korkudan geçer geçmez
Bir hayret nöbeti parlar
Gözlerim kamaşır
Yüreğim çarpar
Bir el uzanır uzaklardan
Yaralarına kül basmış
Tebessüm eder bilmeden
Yanmaya alışmış
Seni düşünmek bir savaş vakti
Daha ölmemiştir kim bilir
Kanamaktadır zaman tutucu
Bir kılıç bir kılıca karşıdır
Yaşamak gibi sahici
Geride kalan ne varsa
Bir fotoğraf
Bir sigara ince parmaklar arasında
Aşk yerleşir izin almadan
Geride kalır her şey bir nefeste
Kar etmez akıl
Kalp takılı kalır
Parmağı kırık bir iskelete
Seni düşünmek bir bozgun vakti
Hayat yanı başında durur
İber ateşinde tütsülenip
Kızıldeniz’den bir damla düşer alnına
Bir yalan sezer korkular
Bir yol açılır
Bir ömür uzar
Ve bir telaş anlam kazanır
Bir kılıcı savurur gibi gözün kapalı
Bir hikmet umarsın
Acizlik nedir iliklerine kadar
Çaresiz umut peşinden
Yola düşersin yeniden
Bu böyle gider
Ve bozulur güneş saati
Umut gider
İnsan ölür
Hayat başlar
Ve en derdinde bir yerde kalır
Seni düşünmek
Bir dirilmek vakti

Yorum bırakın