Gökten bir selam düştü göğün bir yerine
Toprak oldu, su oldu, söz oldu
İhanete tutundum sol yanıma yatarak
Senden bir nazar düştü senden bir parçaya
Ateş oldu, nefes oldu, can oldu
Kırıldı tutunacak dallar
Ve ben göğe yükseldim
Yeryüzünü peşime katarak
Ayaklarımı tanıdım
Bir çöl büyümeye durdu göğün rahminde
Güneşten kaçılmaz oldu
Terk edilmiş bu şair gömleğini
Bundan geçirdim sırtıma
Tenine değince insanoğlunun
Yangına dururmuş
Lakin eğretidir üstümde
Öyleyse sende gördüğüm neydi benim?
Birden ışıkları yandı ahir zamanın
Uyandım da kabuslar dikildi karşıma
Hepsinin kırılmış ayakları
Yol bir çizgiyle münhasır değilmiş gördüm
Bilemedim hangi tarafa gideyim
Çöl dediysem çöl
Kum dediysem gördüğüm her şeydir
Akar durur bir kapıdan içeri
Geçmişten getirip yığdım önüne
Zaman dediğim şey budur
Senden önce ve senden sonra
Bitti mi işin?
Öldürmek miydi şu ağdalı uykuyu
Kaçamadım şairlerin peşinden
Oturdum kaldım burada
Bir ben bir de fetretten kalma bir korku
Tenim yandı bitti
Bak ruhum görünüyor hem
Gömleğimin ateşi canıma durdu
Sesimi duyamazsın
Ödüm patlıyor açılacak diye kafesim
Beni hayatta tutan da aydınlık hücremde
Bekliyor dikilip başucumda boyna
Şairlerin sakladığı korkuymuş
Belki bir gün rüyamda
Şiddetli bir deprem olacak
Yıkılıp saatlerin kulesi
Güneşe doğru bir çocuk koşacak
Belki sen en başta olduğu gibi
Belki bedeni meçhul bir rahmet
Ezansız kametsiz adımı yeniden koyacak
Ümit et demiyorum ama bekle beni
Tövbe kapısı kapanana kadar
Çünkü kıyamet dedikleri sessizlik
Şairler öldüğü gün kopacak.

Yorum bırakın