Çökmemiş meğer hiç bu ev
Nasıl olduysa bir cam kırıldı ve uyandım
Doğrulmaktayım geç kalmış sandığım yılların sersemliğiyle
Çıplak ayaklarımla vuruldum yola
Aklım şu harabede kalacak
Üstümde bir utanmak belası
Rütbelerimi bırakıp
Uygun adım yürüyorum altın çamurlarda güz günü
Haberim vardı ama
Bunu da beklemiyordum
İçime susmam gerekiyormuş evvela
Ağlamak da yasak hem vakit de yok
Ne var ki bu ev de zaten yıkıkmış
Kovduğum ve dahi sövdüğüm
Arkasından gururla kaş çattığım
İki büklüm ve göğsümü kabartarak
Peşinden değilse de çıktığı kapıdan
Nasıl diyeyim başıbozuk bey gibi
Gururlu fakat utanarak
Meğer önümde kapı da yokmuş
Bir ben bir de domuz çobanı
Yürüyorum kurt yurduna doğru
İçimde kuduz bir umut var
Adını söyleyeceğim
Adım duyulacak
Görsen
Beni tanıyamazsın
Lakin kaşlarım hala çatıktır
Hançerimi de koymadım geri
Göğsümün altında saklıdır
Bir dua gönder bana da
Belliyse de bu yol, yolumu balayım
Işık gireli penceremden
Küstah başım öndedir
Atlas mavisi gözlerinde görmüştüm
Bu güneşin karanlığı
Işığından önce geliyor
Korkuyorum senden korktuğum gibi
Dönüşüm de var ama
Korkuyorum
Kalan umutlarım da umarım uykudadır
Ne kokusunu alıyorum leşlerinin
Ne de hiçbiri şu ışık kadar diri
Korkuyorum, belki
Bilmiyorum
Belki yollarımız da kesişir
Zaten hayat
Hangi aklın kârıdır
Umut etmedim hiç
Hiç
Korkuyorum
Camımı kırdığından beri.

Yorum bırakın